7 Mayıs 2017 Pazar

ANEKDOTLARLA ATATÜRK

ATATÜRK’E HAKARET EDEN KÖYLÜ 

   Kendine ve halka yabancı, gerçeklerden uzak insanların, yaşadığı topluma hizmetleri çoğu zaman yararsız olur. Hatta bu nitelikteki insanların, devlet adına hizmet yapmaları durumunda halkta, yöneticilerin şahsında devlete olan güvenin sarsılması gibi çok olumsuz bir anlayışın doğmasına da neden olabilir. Böyle bir durum yönetenleri halkın gücünden yoksun bırakacağından ülkenin geri kalmasına neden olur. Devleti güçlü yapan halkın desteğidir. ATATÜRK’ün gücü de buradan gelmektedir. Devletin varlık nedeninin halk olduğu gerçeğini iyi bilen ATATÜRK; vatandaşlardan gelen tepkilere duygusal yaklaşmazdı. Kendisini daima tepki gösteren kişilerin yerine koyarak olayın gerisinde yatan nedenleri araştırır ve kararını ondan sonra verirdi. Devlet yönetiminde görev alanların da kendilerini mutlaka vatandaşın yerine koymalarını, kendilerine nasıl hizmet verilmesini istiyorlarsa kendilerinin de vatandaşa aynı anlayışla hizmet vermelerini isterdi. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün halka hizmet edenlerin nasıl bir anlayışa sahip olmaları gerektiği yönündeki düşüncelerini yansıtması açısından önemlidir: ATATÜRK’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu ATA’ya arz ettiler:
 -Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.
ATATÜRK sordu: -Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar: -Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan.
ATATÜRK’e bunu söyleyen bir bakandır.

 ATA sormuş: -Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?

-Hayır...
-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şey. Köylü bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.

Bu fıkrayı Şükrü Kaya’dan Hikmet Feridun Es nakletmiştir.
                        atatürk VE KÖYLÜ ile ilgili görsel sonucu


SORAMAZDIN 
 
ATATÜRK ve Atatürkçü düşünce sistemine karşı olan bazı maksatlı çevreler, tarihsel gerçekleri çarpıtarak ATATÜRK’ü, kendi uluslarının ve insanlığın felâketini hazırlayan Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerle birlikte değerlendirmektedirler. Bu diktatörler, kendi ülkelerindeki demokrasilere son vererek baskı yönetimlerini kurmuşlardır. Oysa ATATÜRK, kişi egemenliğine dayalı saltanat yönetiminden Türk ulusunu kurtararak ulus egemenliğine dayalı bir yönetim getirmiştir. Birinciler insanlığı felâkete sürükleyip geçmişin karanlığına sığınmışlar, ikincisi ise aydınlığa kucak açıp ulusunu geleceğe taşımıştır. Arada benzerlik yok, karşıtlık var. Kafasıyla, ruhuyla ve benliğiyle Türk olan hiç kimse, ATATÜRK’ün Türk halkını kulluktan kurtararak hak ve özgürlüklerinin bilincine sahip yurttaş yapmak için hayatını adadığı gerçeğini göz ardı etmemelidir. Onu diktatörlükle suçlayanlar ya gaflet içerisinde olan kıymet bilmezlerdir ya da onun getirdiği çağdaş değerlerden rahatsızlık duyan geçmiş yönetimin kalıntıları olan tutucu ve yobazlardır. Bu tür düşünenlere, bir gençle ATATÜRK arasında geçen aşağıdaki diyalog bir yanıttır: Bir halk toplantısında, bir genç ona şu soruyu sordu:
-Paşam, size diktatör diyorlar, ne dersiniz?
-Ben, diktatör olsaydım, sen bana şimdi bu soruyu soramazdın?

                                    atatürk VE GENÇLER ile ilgili görsel sonucu

BAYRAK ÇİĞNENMEZ 
     ATATÜRK İzmir’in kurtuluşunda halkın coşkun gösterileri arasında kalacağı evin önüne gelip de kapının önüne serilmiş bayrağı görünce durdu: Bu, ipekten kocaman bir Yunan bayrağı idi. Üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı gibi serilmişti: Kapıdaki kalabalık halk yalvarıyordu:
-Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü alınız! Yunan kralı, bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin. Bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir.
 ATATÜRK, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğu noktada kaldı. Çevresindekilere tatlılıkla baktı.
-O geçmişse hata etmiş. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem.

Bayrağı yerden kaldırttı, bembeyaz mermerlere basarak içeri girdi.

                             atatürk ve halk ile ilgili görsel sonucu

“İŞTE BENİM NESLİM BUNLAR” 

      ATATÜRK, kendisini ulusunun hizmetkârı gören, ulusuna âşık, ender insanlardan biridir. O, ulusunun acı ve sıkıntılarını yüreğinde hissedip, bu sıkıntıları aşması için sürekli mücadele etmiş, insanların gülümsemelerinde en büyük mutluluğu yakalamış Türk ve Türkiye sevdalısı bir insandı. O, Türkiye’nin gülen, mutlu, sevinç çığlıkları atan çocuklarını Türkiye’nin gelecekteki yüzü olarak gördüğünden geleceği onların gözlerinde yakalayıp ülkeyi onlara emanet etmiştir. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK ile çocuklar arasındaki sevgi bağının ne kadar güçlü ve içten olduğunu yansıtması bakımından oldukça güzel bir örnektir: İzmir Hâkimiyeti Milliye Okulunda öğretmendim. Okulumuz bir çocuk balosu hazırlamıştı. Çok mutlu bir rastlantı ile o gün ATATÜRK de İzmir’de bulunmaktaydı. Onu da davet ettik. “Acaba gelecek mi?” diye hepimiz heyecan içindeydik. Sonunda “Geliyor.” denildi. Koştuk, karşıladık. Gülümseyen bir yüzle ellerimizi sıktı. Yanında yaverler, paşalar vardı. Koca salon heyecandan karmakarışık olmuştu. Büyük küçük herkes onu yakından görmek, sesini duymak için çırpınıyordu. Zorlukla ortalığa bir düzen verdik. Öğrencilerden Ali ortaya geldi. Çocuk heyecandan bocalıyor, bir şeyler bulup söyleyemiyordu. Derken küçük Ali coştu. Kendinden geçti. Kollarını ona doğru uzatarak içten gelen bir sesle:
-Senin ismini andıkça, senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum. Ah! Seni doya doya öpmek istiyorum, diye haykırdı.
 O zaman o da kollarını açarak:
-Öyleyse gel öp! dedi.
 Ali koştu, boynuna atıldı. Öteki çocuklar dururlar mı?
-Biz de, biz de!...diye bağrışarak koştular. Kucağına atıldılar. Öptüler, öptüler. Heyecandan, sevinçten ağlıyorduk. Yaverler, paşalar ve hatta kendisi bile... Evet, yaptığı harplerin heyecanı, kazandığı zaferlerin sevinci belki onu ağlatmamıştır. Fakat bu bir avuç Türk yavrusunun içten gelen coşkunluğu onu sarsmış, heyecandan gözlerini bulandırmıştı. Gözlerine dolan yaşları tutmak için dudaklarını ısırdı. Sonra heyecandan titreyen bir sesle yanındakilere hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi:
-İşte benim neslim bunlar!

                      atatürk ve çocuklar 23 nisan ile ilgili görsel sonucu

ULU ÖNDERİMİZİ SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ.








6 yorum:

  1. Yazılarınız çok güzel çok etkilendim teşekkürler 😀

    YanıtlaSil
  2. Fotoğraflar cok etkileyici ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel olmuş teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Emeğine sağlık. Çok faydalı olmuş.

    YanıtlaSil
  5. Yazılar gerçekten etkileyici ve güzel :) emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  6. ULU ÖNDERİMİZİ SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ. çok haklısın

    YanıtlaSil